Borçların Ödenmesi ve Kederlerin Gitmesi İçin Duâ:

Ebû Mûsâ Radiyallâhu anhu’dan nakledildiğine göre Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ أَصَابَهُ هَمّ أو حَزَنٌ فَلْيَدْعُ بهؤلاءِ الكَلِمَاتِ: (اَللّٰهُمَّ أَنَا عَبْدُكَ وَابْنُ عَبْدِكَ، نَاصِيَتِي بِيَدِكَ، مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فِي كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ، أَوِ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ فِي عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ، أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ الْكَرِيمَ رَبِيعَ قَلْبِي، وَنُورَ صَدْرِي، وَجَلَاءَ حُزْنِي، وَذَهَابَ هَمِّي) فقَالَ قَائلٌ يا رَسُولَ اللّٰهِ إنَّ الْمَغْبُونَ لَمَنْ غُبِنَ هَؤُلَاءِ الْكَلِمَاتِ، قَالَ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أجَلٌ فَقُلْهُنَّ وَعَلَّمَهُنَّ، فإنّهُ مَنْ قَالَهُنَّ التِمَاسَ مَا فيهنّ أَذهَبَ اللّٰهُ حَزَنَه وأَطَالَ فَرَحَه (عن أبي موسى)

Bir kimseye keder veya hüzün isâbet etse, şöyle duâ etsin:

″Allâhumme ene abduke vebnü abdike nâsiyetî biyedike mâdin fiyye hükmüke adlun fiyye gadâuke, Allâhumme innî es’elüke bikullismin hüve leke semmeyte bihî nefseke ev enzeltehû fî kitâbike ev allemtehû ehaden min halgike eviste’serte fî ilmi’l-gaybi indeke, en tecale’l-Kur’ân’il-Kerîme rabîa kalbî, ve nura sadrî, vecelâe huznî ve zehâbe hemmî.″

Mânâsı: Allah’ım! Ben Senin kulunum, kulunun da oğluyum. Yakam elindedir. Hükmün bende geçerlidir. Hükmün bende yürür. Allah’ım! Senin olan ve zatına verdiğin isimlerinin tümü hürmetine Senden diliyorum. Kitabında indirdikleriğin hürmetine ve yarattıklarının birine (Âdem Aleyhisselâm’a) bellettiğin isimlerin hürmetine Senden diliyorum. Gayb ilminde zâtın için sakladığın ismin hürmetine Senden diliyorum. Kur’ân’ı kalbimin baharı, gönlümün nuru, hüznümün cilâsı, gamımı ve kederimi gideren eyle.″

Bu arada biri şöyle sordu: ″Yâ Resûlallah! Bu cümleleri bilmeyen kimse aldanmış ve perişan olmuştur.″ Bunun üzerine Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ″Öyledir; bunları hem oku, hem de bellet. Bir kimse, onun içindekileri dilemek sureti ile okur ise, Allah’u Teâlâ onun üzüntüsünü giderir, sevincini uzatır.″[1]

إن أبا بكر الصديق رضي اللّٰه عنه دخل عليها فقال: هل سمعت من رسول اللّٰه صَلى اللّٰه عليه وسلم دعاء كان يعلمناه، وذكر أن عيسى ابن مريم عليه السلام كان يعلمه أصحابه ويقول: لو كان على أحدكم مثل جبل ديناً قضاه اللّٰه عز وجل عنه؟ فقالت: كان يقول: اَللّٰهُمَّ فَارِجَ الْهَمِّ كَاشِفَ الْغَمِّ مُجِيبَ دَعْوَةِ المُضَطَرِّينَ رَحْمنَ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَرَحِيمَهُمَا، أَسْأَلُكَ أَنْ تَرْحَمُني رَحْمَةً مِنْ عِنْدَكَ تُغْنِيني بِهَا عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ (عن عائشة)

Yine bu hususta Hz. Âişe Radiyallâhu anhâ’dan şöyle nakledilmiştir:

Hz. Ebû Bekir Radiyallâhu anhu bana geldi ve şöyle dedi: ″Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem’in bize öğrettiği aşağıdaki duâyı duydun mu?″ Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem, bunu bize belletirken şöyle buyurdu: ″İsâ Aleyhisselâm bunu arkadaşlarına öğrettiği zaman şöyle dedi: ″Allah’u Teâlâ ona bu borcunu ödemeyi nasip eder.″ Bundan sonra Hz. Âişe Radiyallâhu anhâ o duâyı şöyle okudu:

″Allâhumme fâric’el-hemmi kâşif’el-gammi mucibe da’veti’l-mudatarrîne rahmene’t-dünyâ ve’l-âhirati ve rahîmehumâ, es’elüke en terhamunî rahmeten min indeke tuğnînî bihâ an rahmeti men sivâke″

Mânâsı: ″Allâhım! Ey sıkıntıları ve gamı gideren, darda kalmışların duâsını kabul buyuran, dünyanın rahmanı, âhiretin rahmanı! Zâtından gelen bir rahmetle bana merhamet eylemeni diliyorum, o rahmetinle, başkasının acımasına kalmaktan beni kurtar.″[2]


[1] Günyet’üt-Talibin, c. 2, s. 212.

[2] Günyet’üt-Talibin, c. 2, s. 211.