Zulmün Def’i ve Duâların Kabulü İçin Duâ:

Câbir b. Abdullah Radiyallâhu anhu’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te, o şöyle anlatmıştır:

عَلَّمَ النَّبِيُّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلِيًّا وَفَاطِمَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا هَذَا الدُّعَاءَ: وَقَالَ لَهُمَا: إذَا نَزَلَتْ بِكُمَا مُصِيبَةٌ أَوْ خِفْتُمَا جَوْرَ سُلْطَانٍ أَوْ ضَلَّتْ لَكُمَا ضَالَّةٌ فَأَحْسِنَا الْوُضُوءَ وَصَلِّيَا رَكْعَتَيْنِ وَارْفَعَا أَيْدِيَكُمَا إِلَى السَّمَاءِ وَ قُولَا: (يَا عَالِمَ الْغَيْبِ وَالسَّرَائِرِ، يَا مُطَاعُ يَا عَزِيزُ يَا عَلِيمُ يَا اللّٰهُ يَا اللّٰهُ يَا اللّٰهُ يَا هَازِمَ الْأَحْزَابِ لِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَا كَائِدَ فِرْعَوْنَ بِمُوسَى عَلَيْهِ السَّلَامُ، يَا مُنَجِّيَ عِيسَى عَلَيْهِ السَّلَامُ مِنْ يَدٍ ظُلْمَتِهِ، يَا مُخَلِّصَ قَوْمِ نُوحٍ مِنَ الْغَرَقِ، يَا رَاحِمَ عَبْرَةِ يَعْقُوبَ عَلَيْهِ السَّلَامُ، يَا كَاشِفَ ضُرِّ أَيُّوبَ عَلَيْهِ السَّلَامُ، يَا مُنْجِيَ ذَا النُّونِ عَلَيْهِ السَّلَامُ مِنَ الظُّلُمَاتِ الثَّلَاثِ يَا فَاعِلَ كُلِّ خَيْرٍ، يَا هَادِياً إِلَى كُلِّ خَيْرٍ يَا دَالَّا عَلَى كُلِّ خَيْرٍ يَا خَالِقَ الْخَيْرِ وَيَا أَهْلَ كُلِّ الْخَيْرَاتِ، أَنْتَ اللّٰهُ، رَغِبْتُ إِلَيْكَ بِمَا قَدْ عَلِمْتَ، وَأَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ أَسْأَلُكَ أَنْ تُصَلِّيَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ) ثُمَّ سَلا حَاجَتَكُمَا تجابا إِنْ شَاءَ اللّٰهُ تَعَالَى (عن جابر بن عبد اللّٰه)

Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem, Hz. Ali ile Hz. Fâtıma Radiyallâhu anhumâ’ya bu duâyı öğretti ve onlara şöyle buyurdu: Başınıza bir musibet geldiği, bir sultanın zulmünden korktuğunuz, bir şey yitirdiğiniz zaman; önce güzelce bir abdest alıp iki rek’at namaz kılın. Namazdan sonra ellerinizi semâya kaldırıp şu duâyı okuyun:

″Yâ Âlim’el-gaybi ve’s-serâir, Yâ Mutâu, Yâ Azîz, Yâ Alîm, Yâ Allah, Yâ Allah, Yâ Allah! Yâ hâzime’l-ahzâbi li Muhammedin Sallallâhu aleyhi ve sellem, Yâ kâide firavni bi Mûsâ Aleyhisselâm, Yâ münecciye Îsâ Aleyhisselâm min yedin zulmetihî, Yâ muhallisa kavmi Nûhin mine’l-garki, Yâ râhime abrati Yakûb Aleyhisselâm, Yâ kâşife durri Eyyûb Aleyhisselâm, Yâ munciye zennûn Aleyhisselâm mine’z-zulumâti selâsi, Yâ fâile külli hayrin, Yâ hâdiyen ilâ külli hayrin, Yâ dâllen alâ kulli hayrin, Yâ hâlik’al-hayri ve Yâ ehle külli’l-hayrâti, entellâh, ragibtu ileyke bimâ kad alimte ve ente allâmu’l-guyûb, es’elüke en tusallî alâ Muhammedin ve âli Muhammed.″

Mânâsı: ″Ey gizlileri ve saklıları bilen, ey kendisine itaat edilen Aziz, Alim, Yâ Allah, Yâ Allah, Yâ Allah! Ey Muhammed Sallallâhu aleyhi ve sellem için Ahzab’ı hezimete uğratan, ey Mûsâ Aleyhisselâm için Firavun’u perişan eden, ey İsâ Aleyhisselâm’ı zâlimlerin elinden kurtaran, ey Nûh Aleyhisselâm’ın kavmini (ümmetini) boğulmaktan kurtaran, ey Yakub Aleyhisselâm’ın göz yaşlarına acıyan, ey Eyyüb Aleyhisselâm’dan hastalığı gideren, ey Zünnun Aleyhisselâm’ı (Yunus Aleyhisselâm’ı) iç içe üç kat zulmattan kurtaran, ey her hayrı meydana getiren, ey her hayra yol gösteren, ey her hayra delâlet eden, ey hayır sahibi, ey hayrın yaratıcısı, ey hayırların sahibi! Sen Allah’sın, Sana malum olan şeyden ötürü Sana yöneldim; gaybleri bilen Sensin. Zâtından dileğim o ki; Muhammed’e ve Muhammed’in âline salât eyleyesin.″

Bu duâyı okuduktan sonra, her ne dileğiniz var ise, Allah’u Teâlâ’dan dileyin. İnşallah bu dileğiniz yerine gelir.[1]


[1] Günyet’üt-Talibin, c. 2, s. 212.