Arefe Günü ve Bayram Geceleri:

Arefe günü ve Bayram geceleri çok mübârektir ve bunların faziletine dair Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem’in birçok Hadis-i Şerif’i vardır. Bunlardan bâzıları şöyledir:

مَنْ اَحْيَى اللَّيَالِىَ اْلاَرْبَعَ وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ لَيْلَةَ الْعَرُوبَةِ وَلَيْلَةَ عَرَفَةَ وَلَيْلَةَالنَّحْرِ وَلَيْلَةَ الْفِطْرِ (ابن عساكر عن معاذ)

″Kim şu dört geceyi ihya ederse Cennet ona vâcip (sâbit) olur: Terviye (Kurban bayramı arefeden evvelki günün) gecesi, Arefe gecesi, Kurban bayramı gecesi, Ramazan bayramı gecesi.″[1]

مَنْ اَحْيَى لَيْلَةَ الْفِطْرِ وَلَيْلَةَ اْلاَضْحَى لَمْ يَمُتْ قَلْبُهُ يَوْمَ تَمُوتُ الْقُلُوبُ. (طب عن عبادة)

″Kim Kurban ve Ramazan bayramının gecelerini ihyâ ederse, kalblerin öleceği gün, onun kalbi ölmez.″[2]

يَسُحُّ اللّٰهُ عَزَّ وَجَلَّ الْخَيْرَ فِى اَرْبَعِ لَيَالٍ سَحًّا لَيْلَةَ اْلاَضْحَى وَالْفِطْرِ وَلَيْلَةَالنِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ يُنْسَخُ فِيهَا اْلآجَالُ وَاْلاَرْزَاقُ وَيُكْتَبُ فِيهَا الْحَجُّ وَفِى لَيْلَةِ عَرَفَةَاِلَى اْلاَذَانِ (الديلمى عن عائشة)

″Allah’u Teâlâ şu dört gecede hayrı bol bol verir. Kurban bayramı gecesi, Ramazan bayramı gecesi, Şaban’ın on beşinci gecesi ki onda eceller, rızıklar yazılır ve hacda yazılır. Bir de Arefe gecesi, ezana (sabah namazı vaktine) kadar.″[3]

Yine Arefe günü hakkında Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مَا رُئِيَ الشَّيْطَانُ يَوْمًا هُوَ فِيهِ أَصْغَرُ وَلَا أَدْحَرُ وَلَا أَحْقَرُ وَلَا أَغْيَظُ مِنْهُ فِي يَوْمِ عَرَفَةَ وَمَا ذَاكَ إِلَّا لِمَا رَأَى مِنْ تَنَزُّلِ الرَّحْمَةِ وَتَجَاوُزِ اللّٰهِ عَنْ الذُّنُوبِ الْعِظَامِ إِلَّا مَا أُرِيَ يَوْمَ بَدْرٍ قِيلَ وَمَا رَأَى يَوْمَ بَدْرٍ يَا رَسُولَ اللّٰهِ قَالَ أَمَا إِنَّهُ قَدْ رَأَى جِبْرِيلَ يَزَعُ الْمَلَائِكَةَ (موطأ عن طلحة بن عبيد اللّٰه)

″Şey­tan, Arefe Günü kendisini küçük, hakir, kovulmuş ve öfkeli gördüğü kadar hiçbir gün görmüş değildir. Bunun sebebi ise, ilâhi rahmetin sağnak sağnak inişini, Allah’u Teâlâ’nın da büyük günahları bağışlamasını görmesinden başka­sı değildir. Bundan tek istisnâ, Bedir Günü gördükleridir.″ ″Yâ Resûlallah! Bedir Günü ne gördü ki?″ diye sordular da, şöyle buyurdu: ″O, Cebrâil’i, melek­leri savaş için düzene koyarken gördü.″[4]

Ayrıca hac dönemlerinde Arefe günü Cumaya denk geldiğinde, bu hacca da ″Hacc-ı Ekber″ denilmiştir. Bunun sebebi ise Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem’in Arefesi Cumaya denk gelen haccın diğer haclardan yetmiş derece daha üstün olduğunu beyan etmesidir. Yani Arafat gününün Cumaya denk gelmesidir. Bu hususta Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

أَفْضَلُ الْأَيَّامِ يَوْمُ عَرَفَةَ وَإِذَا وَافَقَ يَوْمَ جُمُعَةٍ فَهُوَ أَفْضَلُ مِنْ سَبْعِينَ حَجَّةً فِي غَيْرِ يَوْمِ جُمُعَةٍ. أَفْضَلُ الدُّعَاءِ يَوْمَ عَرَفَةَ وَأَفْضَلُ مَا قُلْتُ اَنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْلِي: مَا قُلْتُ أَنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْلِي لَا إِلَهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ. (رزين عن طلحة بن عبيد اللّٰه بن كريز)

″Günlerin en faziletlisi Arefe Günü’dür. Bugün Cumaya rastlarsa, Cuma gü­nü dışında yapılan yetmiş hacdan daha üstündür. En faziletli duâ Arefe günü yapılan duâdır. Benim ve benden önceki Peygamber­lerin söyledikleri en faziletli söz de şudur: ″Lâ ilâ­he illallâhü vahdehû lâ şerîke leh (Bir olan ve hiçbir ortağı olmayan Allah’tan başka ilah yoktur).″[5]

Arefe günü tutulan oruç hakkında Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

صِيَامُ يَوْمِ عَرَفةَ كَفَّارَةٍ سَنَتَيْنِ سَنَةٌ مَاضِيَةً وَسَنَةٌ مُسْتَقْبِلَةً (عن أبى قتادة)

″Arefe günü tutulan oruç, geçen bir sene ve gelecek bir sene olmak üzere iki seneye kefarettir.″[6]

Arefe günü kılınan namaz hakkında da Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ صَلَّى يَوْمَ عَرَفَةَ بَيْنَ الظُّهْرِ وَ الْعَصْرِ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ يَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ مَرَّةً وَقُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ خَمْسِينَ مَرَّةً كُتِبَ لَهُ أَلْفُ أَلْفٍ حَسَنَةَ وَرَفَعَ لَهُ بِكُلِّ حَرْفٍ فِي الْقُرْآنِ دَرَجَةً فِي الْجَنَّةِ مَا بَيْنَ كُلِّ دَرَجَةٍ مَسِيرَةُ خَمْسَمِائَةِ عَامٍ (عن أبى هريرة)

″Her kim Arefe günü öğle ile ikindi arasında dört rek’at namaz kılsa ve her rek’atta bir kere Fâtiha’yı, elli kere İhlâs’ı (Kul huvallâhu ehad’ı) okusa, Allah’u Teâlâ o kimse için bin kere bin hasene yazar. Her harfi için Cennette ona bir derece terfi eder. Her derecenin arası beş yüz yıllık yoldur.″[7]


[1] Râmûz’ul-Ehâdîs, s. 398/5; Kenz’ul-Ummal, Hadis No: 12076.

[2] Râmûz’ul-Ehâdîs, s. 395/6; Kenz’ul-Ummal, Hadis No: 12077.

[3] Râmûz’ul-Ehâdîs, s. 510/3.

[4] İmam Mâlik, Muvatta, Hac 81.

[5] Rudânî, Cem’ul-Fevâid, Hadis No: 3155; Sünen-i Tirmizî, Daavât 65.

[6] Gunyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 51.

[7] Gunyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 51.