Gündüz Kılınan Nâfile Namazlar:

Cuma Günü:

Hz. Ali Kerremallâhu veche’den nakledilen Hadis-i Şerif’te Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

يَوْمَ الْجُمُعَةِ صَلَاةٌ كُلُّهُ مَا مِنْ عَبْدٍ مُؤْمِنٍ قَامَ إِذَا اسْتَقَلَّتِ الشَّمْسُ وَارْتَفَعَتْ قَدْرَ رُمْحٍ أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ فَتَوَضَّأَ ثُمَّ أَسْبَغَ الْوضُوءَ فَصَلَّى سُبْحَةَ الضُّحَى رَكْعَتَيْنِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا إِلَّا كَتَبَ اللّٰهُ لَهُ مِائَتَيْ حَسَنَةٍ وَمَحَا عَنْهُ مِائَةَ سَيِّئَةٍ وَمَنْ صَلَّى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ رَفَعَ اللّٰهُ سُبْحَانَهُ لَهُ فِي الْجنَّةِ أَرْبَعَمِائَةِ دَرَجَةٍ وَمَنْ صَلَّى ثَمَانِ رَكَعَاتٍ رَفَعَ اللّٰهُ تَعَالَى لَهُ فِي الْجنَّةِ ثَمَانمِائَةِ دَرَجَةٍ وَغَفَرَ لَهُ ذُنُوبَهُ كُلَّهَا وَمَنْ صَلَّى ثِنْتَيْ عَشَرَةَ رَكْعَةً كَتَبَ اللّٰهُ لَهُ أَلْفَيْنِ وَمِائَتَيْ حَسَنَةٍ وَمَحَا عَنْهُ أَلْفَيْنِ وَمِائَتَيْ سَيِّئَةٍ وَرَفَعَ لَهُ فِي الْجنَّةِ أَلْفَيْنِ وَمِائَتَيْ دَرَجَةٍ (عن على)

″Cuma gününün hepsi namaz ve ibâdettir. Güneş bir mızrak boyu yükselince abdestini güzel alıp sevabına inanarak ve Allah’ın vereceğini düşünerek iki rek’at kuşluk namazı kılan kimseye Allah’u Teâlâ iki yüz sevap yazar ve iki yüz günahını mahveder. Dört rek’at kılana Cennette dört yüz derece, sekiz rek’at kılana cennette sekiz yüz derece verir ve bütün günahlarını mağfiret eder. On iki rek’at kılana, iki bin iki yüz sevap verir. Bu kadar da günahını yok eder ve Cennette bu miktar derecesini yükseltir.″[1]

İbn-i Ömer Radiyallâhu anhumâ’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te de Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ دَخَلَ الْجَامِعَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَصَلَّى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ قَبْلَ صَلَاةِ الْجُمُعَةِ يَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ وَقُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ خَمْسِينَ مَرَّةً لَمْ يَمُتْ حَتَّى يَرَى مَقْعَدَهُ مِنَ الْجَنَّةِ أَوْ يُرَى لَهُ (نافع عن ابن عمر)

″Cuma günü camiye girip öğle namazından evvel her rek’atında elli kere Fâtiha’yı ve İhlâs’ı okumak sûretiyle dört rek’at namaz kılan kimse Cennetteki yerini görmeden veya bu yeri kendisine gösterilmeden ölmez.″[2]

İbn-i Abbas Radiyallâhu anhumâ’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te de Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ صَلَّى يَوْمَ الْجُمُعَةِ مَا بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ رَكْعَتَيْنِ يَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ مَرَّةً وَآيَةَ الْكُرْسِيِّ مَرَّةً وَخَمْساً وَعِشْرِينَ مَرَّةً {قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ} وَفِي الرَّكْعَةِ الثَّانِيَةِ يَقْرَأُ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ مَرَّةً وَ {قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ} مَرَّةً وَ{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ} عِشْرِينَ مَرَّةً، فَإِذَا سَلَّمَ قَالَ: لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ خَمْسِينَ مَرَّةً، فَلَا يَخْرُجُ مِنَ الدُّنْيَا حَتّٰى يَرٰى رَبَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي الْمَنَامِ، وَيَرٰى مَكَانَهُ فِي الْجَنَّةِ، أَوْ يُرَى لَهُ (عن ابن عباس)

″Bir kimse Cuma gününde öğle ile ikindi arasında iki rek’at namaz kılsa ve onun ilk rek’atında bir kere Fâtiha, bir kere Âyet’el-Kürsî’yi ve yirmi beş kere Felak Sûresini; ikinci rek’atında da bir kere Fâtiha, bir kere Kul huvallâhu ehad’ı ve yirmi kere Nas Sûresini okusa ve selâm verdikten sonra elli kere ″Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh″ dese, o kimse rüyasında Rabbisini ve Cennette makâmını görmeyince veya ona gösterilmeyince dünyadan çıkmaz.″[3]

Yine ″Günyet’üt-Tâlibîn″ adlı eserde, Abdulkâdir Geylâni Hazretleri şu Hadis-i Şerif’i nakledilmiştir:

أَنَّ أَعْرَابِيًّا قَامَ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللّٰهِ إِنَّا نَكُونُ فِي الْبَادِيَةِ بَعِيداً مِنَ الْمَدِينَةِ وَلَا نَقْدِرُ أَنْ نَأْتِيَكَ فِي كُلِّ جُمُعَةٍ، فَدُلَّنِي عَلٰى عَمَلٍ إِذَا رَجَعْتُ إِلٰى قَوْمِي أُخْبِرُهُمْ فِي سَبَبِ الْجُمُعَةِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَا أَعْرَابِيُّ إِذَا كَانَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَصَلِّ رَكْعَتَيْنِ عِنْدَ ارْتِفَاعِ النَّهَارِ، فَاقْرَأْ فِي أَوَّلِ رَكْعَةٍ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَ {قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ}، وَفِي الثَّانِيَةِ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَ{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ} ثُمَّ تَشَهَّدْ وَسَلِّمْ، وَاقْرَأْ سَبْعَ مَرَّاتٍ آيّةَ الْكُرْسِيِّ جَالِساً، ثُمَّ صَلِّ ثَمَانِيَ رَكَعَاتٍ أَرْبَعاً أَرْبَعاً، وَاقْرَأْ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَ {إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللّٰهِ} مَرَّةً وَاحِدَةً، وَخَمْساً وَعِشْرِينَ مَرَّةً {قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ} فَإِذَا فَرَغْتَ مِنْ صَلَاتِكَ فَقُلْ سَبْعِينَ مَرَّةً لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ، فَوَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ مَا مِنْ مُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ صَلَّى يَوْمَ الْجُمُعَةِ هٰذِهِ الصَّلٰاةُ كَمَا أَقُولُ إِلَّا وَأَنَا ضَامِنٌ لَهُ الْجَنَّةَ، وَلَا يَقُومُ مِنْ مَقَامِهِ حَتَّى يَغْفِرَ اللّٰهُ لَهُ وَلِوَالِدَيْهِ إِنْ كَانَا مُسْلِمِينَ، وَيُنَادِي مُنَادٍ مِنْ تَحْتِ الْعَرْشِ: يَا عَبْدَ اللّٰهِ اسْتَأْنِفِ الْعَمَلَ، فَقَدْ غُفِرَ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ.

Bir bedevî, Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzuruna gelip, ″Yâ Resûlallah! Biz Medine’den uzak olan köylerdeyiz. Her Cuma şehre gelmeye gücümüz yetmez. Bana öyle bir amel söyle ki, Cuma hakkında olsun; milletime döndüğüm zaman onlara bildireyim. Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

- Ey Bedevî! Sen Cuma günü olduğunda, gündüz yükseldiğinde iki rek’at namaz kıl ve onun ilk rek’atında Fâtiha ve Felak Sûresini; ikinci rek’atında da Fâtiha ve Nas Sûresini oku, teşehhüde oturup selam verdikten sonra oturduğun yerde yedi kere Âyet’el-Kürsî’yi oku. Sonra dörder dörder sekiz rek’at daha namaz kıl ve her rek’atnda, bir kere Fâtiha, bir kere İzâ câe nasrullah’ı ve yirmi beş kere Kul huvallâhu ehad’ı oku ve namazı tamamladığında yetmiş kere ″Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm″ de. Muhammed’in nefsi kudret elinde olan bir Allah’a yemin ederim ki, Mü’min erkek ve Mü’min kadından Cuma gününde bu namazı söylediğim gibi kılan kimsenin Cennete gireceğine ben kefilim. O kimse, oturduğu yerden kalkmadan Allah’u Teâlâ onu ve anne babasını bağışlar; şayet Müslüman iseler. Ve onun için Arş altından bir münâdi şöyle seslenir: ″Ey Allah’ın kulu! Yeniden amel işlemeye bak, Allah’u Teâlâ senin geçmiş ve gelecek günahını bağışladı.″[4]

Cumartesi Günü:

Ebû Hüreyre Radiyallâhu anhu’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ صَلَّى يَوْمَ السَّبْتِ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ يَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ مَرَّةً وَقُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ فَإِذَا فَرَغَ قَرَأَ آيَةَ الْكُرْسِيِّ كَتَبَ اللّٰهُ لَهُ بِكُلِّ حَرْفٍ حَجَّةً وَعُمْرَةً وَرَفَعَ لَهُ بِكُلِّ حَرْفٍ أَجْرَ سَنَةٍ صِيَامٍ نَهَارُهَا وَقِيَامٍ لَيْلُهَا وَأَعْطَاهُ اللّٰهُ عَزَّ وَجَلَّ بِكُلِّ حَرْفٍ ثَوَابَ شَهِيدٍ وَكَانَ تَحْتَ ظِلَّ عَرْشِ اللّٰهِ مَعَ النَّبِيِّينَ وَالشُّهَدَاءِ (أبو موسى المديني عن أبي هريرة)

″Cumartesi günü her rek’atında bir Fâtiha, üç İhlas okumak sûretiyle dört rek’at namaz kıldıktan sonra Âyet’el-Kürsi’yi okuyan kimseye Allah’u Teâlâ her harfine bir hac, bir umre ve gündüzü sâim[5], gecesi kâim[6] bir senelik sevab ve yine her harfine bir şehit sevabı verir. Ayrıca (mahşer günü) Peygamber ve şehitler ile Arş’ın gölgesinde olur.″[7]

Pazar Günü:

Ebû Hüreyre Radiyallâhu anhu’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ صَلَّى يَوْمَ الْأَحَدِ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍيَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍبِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَآمَنَ الرَّسُولُ مَرَّةً كَتَبَ اللّٰهُ لَهُ بِعَدَدِ كُلِّ نَصْرَانِيِّ وَنَصْرَانِيَّةٍ حَسَنَاتٍ وَأَعْطَاهُ اللّٰهُ ثَوَابَ نَبِيٍّ وَكَتَبَ لَهُ حَجَّةً وَعُمْرَةً وَكَتَبَ لَهُ بِكُلِّ رَكْعَةٍ أَلْفَ صَلَاةٍ وَأَعْطَاهُ اللّٰهُ فِي الْجَنَّةِ بِكُلِّ حَرْفٍ مَدِينَةً مِنْ مِسْكٍ أَذْفَرَ (أبو موسى المديني عن أبي هريرة)

″Pazar günü dört rek’at namaz kılıp her rek’atında Fâtiha ile Âmen’er-Rasûlü’yü birer kere okuyan kimseye, Allah’u Teâlâ, Hristiyan olan kadın ve erkeklerin sayısı kadar sevap yazar. Onun için bir Peygamberin sevabını verir. Onun için bir hac ve bir umre yazar ve her rek’atına bin namaz yazar ve her harfine Cennette pek güzel kokulu miskten bir şehir verir.″[8]

Hz. Ali İbn-i Ebû Tâlib Kerremallâhu veche’den nakledilen Hadis-i Şerif’te de Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

وَحِّدُوا اللّٰهَ بِكَثْرَةِ الصَّلَاةِ يَوْمَ الْأَحَدِ فَإِنَّهُ سُبْحَانَهُ وَاحِدٌ لَا شَرِيكَ لَهُ فَمَنْ صَلَّى يَوْمَ الْأَحَدِ بَعْدَ صَلَاةِ الظُّهْرِ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ بَعْدَ الْفَرِيضَةِ وَالسُّنَّةِ يَقْرَأُ فِي الْأُولَى فَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَتَنْزِيلَ السَّجْدَةِ وَفِي الثَّانِيَةِ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَتَبَارَكَ الْمُلْكِ ثُمَّ تَشَهَّدَ وَسَلَّمَ ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ أَخْرَيَيْنِ يَقْرَأُ فِيهِمَا فَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَسُورَةَ الْجُمُعَةِ وَسَأَلَ اللّٰهَ سُبْحَانَهُ حَاجَتَهُ كَانَ حَقًّا عَلَى اللّٰهِ أَنْ يَقْضِيَ حَاجَتَهُ (أبو موسى المديني عن على)

″Pazar günü çok namaz kılmak ile Allah’u Teâlâ’yı tevhid edin. O noksan sıfatlardan münezzehtir, ortağı yoktur, birdir. Kim ki pazar günü öğlenin farz ve sünnetini kıldıktan sonra dört rek’at namaz kılar, birinci rek’atında Fâtiha ve Secde Sûresini, ikinci rek’atta Fâtiha ve Mülk Sûresini okur. Teşehhüde oturup selâm verdikten sonra ayrıca iki rek’at daha Fâtiha ve Cuma Sûresi ile kılarsa Allah’u Teâlâ bütün dileklerini yerine getirir.″[9]

Pazar günü nâfile namaz kılın arkasından tevhid; ″Lâ ilâhe illallâh″ ile bir miktar da zikrullah eder.

Pazartesi Günü:

Câbir Radiyallâhu anhu’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ صَلَّى يَوْمَ الْاِثْنَيْنِ عِنْدَ ارْتِفَاعِ النَّهَارِ رَكْعَتَيْنِ يَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ مَرَّةً وَآيَةَ الْكُرْسِيِّ مَرَّةً وَقُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ وَالْمُعَوَّذَتَيْنِ مَرَّةً مَرَّةً فَإِذَا سَلَّمَ اسْتَغْفَرَ اللّٰهَ عَشْرَ مَرَّاتٍ وَصَلَّى عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَشْرَ مَرَّاتٍ غَفَرَ اللّٰهُ تَعَالَى لَهُ ذُنُوبَهُ كُلَّهَا (أبو موسى المديني عن جابر)

″Pazartesi günü kuşluk vakti, her rek’atında birer kere Fâtiha, İhlas ve Muavvezeteyn (Felak ve Nâs Sûrelerini) okumak sûretiyle iki rek’at namaz kılıp selâm verince on istiğfar ve on salâvat getiren kimsenin Allah’u Teâlâ bütün günahlarını bağışlar.″[10]

Enes b. Mâlik Radiyallâhu anhu’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te de Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ صَلَّى يَوْمَ الْاِثْنَيْنِ ثِنْتَيْ عَشْرَةَ رَكْعَةً يَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَآيَةَ الْكُرْسِيِّ مَرَّةً فَإِذَا فَرَغَ قَرَأَ قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ اثْنَتَيْ عَشْرَةَ مَرَّةً وَاسْتَغْفَرَ اثْنَتَيْ عَشْرَةَ مَرَّةً يُنَادَى بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ: أَيْنَ فُلَانَ بْنُ فُلَانٍ لِيَقُمْ فَلْيَأْخُذْ ثَوَابَهُ مِنَ اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ فَأَوَّلُ مَا يُعْطَى مِنَ الثَّوَابِ أَلْفَ حُلَّةٍ وَيُتَوَّجُ وَيُقَالُ لَهُ ادْخُلِ الْجَنَّةَ فَيَسْتَقْبَلْهُ مِائَةُ أَلْفِ مَلَكَ مَعَ كُلِّ مَلَكٍ هَدِيَّةٌ يُشَيِّعُونَهُ حَتَّى يَدُورَ عَلَى أَلْفِ قَصْرٍ مِنْ نُورٍ يَتَلَأْلَأُ (أبو موسى المديني عن أنس)

″Kim ki pazartesi günü on iki rek’at namaz kılar ve her rek’atında Fâtiha ve Âyet’el-Kürsi’yi birer defa okuyup bitirince on iki İhlas okur ve on iki kere istiğfar ederse, kıyâmet günü: ″Falanca nerede gelsin sevabını alsın″ diye çağırılır. Verilecek ilk mükafat bin elbise ve bir taçtır. ″Buyur Cennete″ denilir. Ellerinde hediyeleri olduğu halde yüz bin melek kendisini istikbal eder, tâki parlak nurdan mamûl bin köşküne gidinceye kadar.″[11]

Salı Günü:

Enes b. Mâlik Radiyallâhu anhu’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ صَلَّى يَوْمَ الثُّلَاثَاءِ عَشَرَ رَكَعَاتٍ عِنْدَ انْتِصَافِ النِّهَارِ - وَفِي حَدِيثٍ آخَرَ - عِنْدَ ارْتِفَاعِ النَّهَارِ يَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَآيَةَ الْكُرْسِيِّ مَرَّةً وَقُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ لَمْ تُكْتَبْ عَلَيْهِ خَطِيئَةً إِلَى سَبْعِينَ يَوْمًا فَإِنْ مَاتَ إِلَى سَبْعِينَ يَوْمًا مَاتَ شَهِيدًا وَغُفِرَ لَهُ ذُنُوبُ سَبْعِينَ سَنَةً (أبو موسى المديني عن أنس)

″Salı günü güneş yükselince (kuşluk vakti) kim ki her rek’atında bir Fâtiha bir Âyet’el-Kürsi ve üç İhlas okumak sûretiyle on rek’at namaz kılarsa, yetmiş gün defterine günah yazılmaz, bu yetmiş gün içinde ölürse şehit olarak ölür ve yetmiş senelik günahı bağışlanır.″ [12]

Çarşamba Günü:

Mûaz b. Cebel Radiyallâhu anhu’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ صَلَّى يَوْمَ الْأَرْبِعَاءِ ثِنْتَيْ عَشْرَةَ رَكْعَةً عِنْدَ ارْتِفَاعِ النَّهَارِ يَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَآيَةَ الْكُرْسِيِّ مَرَّةً وَقُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ وَالْمُعَوَّذَتَيْنِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ نَادَى مُنَادٍ عِنْدَ الْعَرْشِ: يَا عَبْدَ اللّٰهِ اسْتَأْنِفِ الْعَمَلَ فَقَدْ غُفِرَ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَرَفَعَ اللّٰهُ سُبْحَانَهُ عَنْكَ عَذَابَ الْقَبْرِ وَضِيقَهُ وَظُلْمَتَهُ وَرَفَعَ عَنْكَ شَدَائِدَ الْقِيَامَةِ وَرَفَعَ لَهُ مِنْ يَوْمِهِ عَمَلَ نَبِيٍّ (أبو موسى المديني عن معاذ)

″Kim ki çarşamba günü güneş yükselince on iki rek’at namaz kılar, her rek’atında bir Fâtiha, bir Âyet’el-Kürsi, üç İhlas ve üç Muavvezeteyn okursa Arş’ın altından bir münâdi: Ey Allah’ın kulu! Geçmiş günahların bağışlandı. Allah kabir karanlığı, azabı ve kıyâmetin şiddetini senden kaldırdı, diye çağırır ve o gün kendisi için bir Peygamber sevabı yükselir.″[13]

Perşembe Günü:

İbn-i Abbas Radiyallâhu anhumâ’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ صَلَّى يَوْمَ الْخَمِيسِ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ رَكْعَتَيْنِ يَقْرَأُ فِي الْأُولَى فَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَآيَةَ الْكُرْسِيِّ مِائَةَ مَرَّةٍ وَفِي الثَّانِيَةِ فَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَقُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ مِائَةَ مَرَّةً وَيُصَلَّي عَلَى مُحَمَّدٍ مِائَةَ مَرَّةٍ أَعْطَاهُ اللّٰهُ ثَوَابَ مَنْ صَامَ رَجَبَ وَشَعْبَانَ وَرَمَضَانَ وَكَانَ لَهُ مِنَ الثَّوَابِ مِثْلُ حَاجِّ الْبَيْتِ وَكَتَبَ لَهُ بِعَدَدِ كُلِّ مَنْ آمَنَ بِاللّٰهِ سُبْحَانَهُ وَتَوَكَّلَ عَلَيْهِ حَسنَةً (أبو موسى المديني عن ابن عباس)

″Perşembe günü öğle ile ikindi arası, iki rek’at namaz kılar; birinci rek’atta yüz Fâtiha, yüz Âyet’el-Kürsi, ikinci rek’atta yüz Fâtiha ve yüz ihlas okur. Ve (namazdan sonra) Muhammed Sallallâhu aleyhi ve sellem üzerine yüz salâvat getirene Allah’u Teâlâ Receb, Şaban, Ramazan ayı oruç tutanların sevabını verir. Ayrıca bir hac sevabıyla Allah’a îman edenlerin sayısınca sevap alır.″[14]


[1] İhyâu Ulûmi’d-Din, c. 1, s. 541, Hadis No: 618; Günyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 202.

[2] İhyâu Ulûmi’d-Din, c. 1, s. 542, Hadis No: 614; Günyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 202.

[3] Günyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 203.

[4] Günyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 203.

[5] Sâim; oruçlu demektir.

[6] Kâim; ayakta duran demektir. Burada da geceyi ibâdetle geçirmek anlamındadır.

[7] İhyâu Ulûmi’d-Din, c. 1, s. 542, Hadis No: 620; Günyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 204.

[8] İhyâu Ulûmi’d-Din, c. 1, s. 537, Hadis No: 610; Günyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 201.

[9] İhyâu Ulûmi’d-Din, c. 1, s. 538, Hadis No: 611; Günyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 201.

[10] İhyâu Ulûmi’d-Din, c. 1, s. 538, Hadis No: 612; Günyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 201.

[11] İhyâu Ulûmi’d-Din, c. 1, s. 538, Hadis No: 613; Günyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 201.

[12] İhyâu Ulûmi’d-Din, c. 1, s. 539, Hadis No: 614; Günyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 202.

[13] İhyâu Ulûmi’d-Din, c. 1, s. 540, Hadis No: 615; Günyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 202.

[14] İhyâu Ulûmi’d-Din, c. 1, s. 540, Hadis No: 616; Günyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 202.