NAMAZ

Salât, yani namaz kelimesi lügatta, duâ mânâsındadır. Şer’î ıstılahta ise, belli vakitlerde, belli şartlarda okunan belli zikirlerden ve yerine getirilen hususi rükünlerden ibârettir. Namaz farz-ı ayn’dır. Namazın farziyetini inkâr eden kâfir olur. Namazın farz olması Kitap, Sünnet ve İcmâ-i Ümmet ile sâbittir. Namaz kılmayı emreden çok sayıda Âyet-i Kerîme vardır. Allah’u Teâlâ Sûre-i Bakara, Âyet 110’da: Ey Müslümalar! Namazı kılın ve zekâtı verin...″ Sûre-i Bakara, Âyet 238’de de: Namazlara ve orta namaza devam edin ve huşû ile Allah’ın huzuruna durun″ diye buyurmaktadır.

Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmuştur:

إنَّ اللّٰهَ تَعَالَى فَرَضَ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ وَمُسْلِمَةٍ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ خَمْسَ صَلَوَاتٍ.

″Şüphesiz ki, Allah’u Teâlâ her Müslüman olan erkek ve kadına gece ile gündüzde beş vakit namazı farz kılmıştır.″[1]

İcmâ-i Ümmet’e gelince; bütün Müslümanlar Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem’den bugüne kadar, namazın farz olduğuna ittifak etmişlerdir. İnkâr eden ve reddeden hiç kimse bulunmamıştır. Bir kimse namazın meşrû olduğunu inkâr ederse kâfir olur.

Namazın önemine dair Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem Hadis-i Şerif’lerinde şöyle buyurmuştur:

اَلصَّلَوةُ عِمادُ الدِّينِ (هب عن عمر)

″Namaz dînin direğidir.″[2]

لِكُلِّ شَيْءٍ عَلَمٌ وَعَلَمُ الْاِيمَانِ الصَّلَوةُ.

″Her şeyin bir alâmeti vardır. Îmanın alâmeti ise namazdır.″[3]

اَلْإِيمَانُ الصَّلَوةُ فَمَنْ فَرَغَ لَهَا قَلْبَهُ وَحَافَظَ عَلَيْهَا بِجِدِّهَا وَوَقْتِهَا وَسُنَنِهَا فَهُوَ مُؤْمِنٌ (ابن النجار عن ابى سعيد)

″Îman namazdır. Kim ki namaz için kalbini boşaltır ve o namazı itina ile, vaktine ve sünnetine dikkat ederek muhafaza ederse, işte o Mü’mindir.″[4]


[1] Mültekâ Tercümesi, Mevkûfât, c. 1, s. 53; el-İnâye Şerh’ül-Hidâye, c. 1, s. 351.

[2] Beyhakî, Şuab’ul-îman, Hadis No: 2683; Kenz’ul-Ummal, Hadis No: 18889, 18890, 18891.

[3] Kenz’ül-İrfan, Hadis No: 52. Yine bakınız: Sünen-i Tirmizî, Îman 9.

[4] Râmûz’ul-Ehâdîs, s. 193/10; Kenz’ul-Ummal, Hadis No: 423, 18870.